Yukleniyor…

Güvenilir Gıda Nedir?

post img

Gıda Güvenliğinden Haberdarmıyız?

sağlık hepimizin temel bir ihtiyacı, haklı bir talebidir. Yaşam kalitemiz bu nimete verdiğimiz öneme nazaran artar yahut azalır. Sadece pek çok şey gibi bu da şuurlenmeye bağlı olarak kazanılan bir olgudur. Sağlıklı yaşamayı talep eden birinin, öncelikle sağlığı için neyin faydalı, neyin zararlı bulunduğunu bilmesi gerekir. Çünkü "sağlıklı yaşam" sarf edilmiş bir çabanın ürünüdür. Bu çabayı verebilmek için bilinçlenmek şarttır. Temizliğimizden tutun, almış olduğumız gıdalara kadar her alanda bu bilinci yakalamak durumundayız. Bu, hem de halihazırdaki sıhhat emanetini korumaya yönelik bir tedbir olduğundan hepimiz için mesuliyet düzeyinde bir öneme haizdir.

Bu yazımızda tükettiğimiz gıdaların sağlığımıza olan etkisini göz önünde bulundurarak "güvenilir gıda"yı ve önemini birazcık olsun irdeleyelim. Öncelikle şu gerçeği ifade ederek başlamış olalım ki, almış olduğumız gıdalar sağlığımızı en rahat ve direkt etkileyecek unsurların başlangıcında geliyor. Dolayısıyla "güvenilir besin" temini tüketici olarak bizlerin son aşama önemsemesi ihtiyaç duyulan ciddi bir konudur. Ne var ki ülkemizde açıkta satılan, etiketsiz ve ruhsatsız ürünlerin hala talep görüyor olması, tüketicide gıda güvenliği bilincinin henüz kafi düzeyde olmadığını gösteriyor.

Hangi Gıdaya güvenli?

Güvenli/emin besin; her türlü deformasyona uğramış ve bulaşmaya yol açan etkenden arındırılarak tüketime uygun hale getirilmiş, sıhhat açısından bir sakınca oluşturmayan ve besin kıymetini kaybetmemiş gıdadır. Güvenilir besin, raf ömrü süresince fizyolojik, kimyasal ve biyolojik herhangi bir risk taşımaz. Eğer taşırsa o gıdanın, tüketeni için güvenli olduğunu söyleyemeyiz. Güven duyabileceğimiz gıdayı doğru ayırt edebilmek için saslınü ettiğimiz bu olası riskleri öncelikle tanımamız gerekiyor.

Fizyolojik riskten kasıt; besin maddelerinde bulunması istenmeyen (taş, toprak, metal, cam, kemik, tahta, saç vb.) yabancı maddelerdir.

Kimyasal riskler; hayvancılıkta ve bitkisel üretimde verimi arttırmak amacıyla hatalı ve şuursiz olarak kullanılan baytar ve zirai ilaç kalıntıları, deterjan kalıntıları, çevresel kaynaklardan bulaşabilen ağır metaller veya gıda işleme aşamalarında oluşan bazı zararlı bileşikler, ambalaj materyali kaynaklı kimyasal bulaşmalar ve uygunsuz kullanılan katkılar şeklinde sıralanabilir.

Mikrobiyolojik riskler ise; gıdalarda (bakteri, küf, virüs, parazit benzer biçimde) mikroorganizmaların ve onların bırakmış oldukları bazı zehirli maddelerin varlığı ile haşere bulaşılarıdır.
Herhangi bir gıda maddesi, öncelikli olarak sağlığa zarar verecek bu üç temel riskten uzak olmalı ki tüketime uygun olsun ve böylece hepimiz o gıdayı "güvenilir" olarak niteleyebilelim.

Bir Disiplin Olarak 'gıda Güvenirliği'

"gıda güvenliği", yeni tabiriyle "besin güvenirliği" teknik bir disiplinin adıdır; yukarıda saymış olduğumuz olası risklerin bertaraf edilmesi için alınan tedbirler tümünü ifade eder. Daha açık bir anlatımla; gıdalarda bozulmaya ve gıda kaynaklı hastalıklara niçin olabilecek fiziksel, kimyasal ve biyolojik etkenleri önleyecek şekilde gıdaların işlenmesi, hazırlanması, depolanması ve son tüketiciye sunulmasını tanımlayan bilimsel bir sistem döngüsüdür.

Bu anlamda "gıda güvenliği", "tarladan sofraya" uzanan bir zincir gibidir adeta. Zincirin ilk halkasında hammadde teminini sağlayan birincil üreticiler doğrusu zirai veya hayvansal üreticiler bulunmaktadır. İlk kademeden çıkan ürünler gıda sanayisine gelir ve burada işlenip ambalajlanarak tüketime hazır hale getirilir. Sanayiciden dağıtıcıya, dağıtıcıdan satıcıya derken mamul (işlenmiş) gıdamız nihayetinde son halkaya yani tüketiciye ulaşır. Zayıf bir halka zincirin kopmasına sebep olacağından gıda güvenliği ancak tüm halkaların ortak katılımı ve sağlıklı işleyişiyle mümkündür. Burada önemli olan husus tüketicinin bu zincirin bir parçası olduğunun bilincinde olmasıdır.

Besin Kaynaklı sorunlar Sağlığımızı Tehdit Ediyor!

Besin kaynaklı hastalıklar bilindiği üzere insan sağlığı üzerinde özellikle de bağışıklık sistemi zayıf olan çocuk, yaşlı ve hamile guruplarında ciddi bir çekince oluşturuyor. Gıda kaynaklı klinik vakalara yönelik veriler korkutucu boyutlarda. Öyle ki; dünyada her yıl, büyük çoğunluğunu çocukların oluşturduğu, yaklaşık 2.2 milyon kişinin besin kaynaklı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiği söyleniyor. Öte yandan gelişmiş ülkelerde her yıl nüfusun ortalama %30'unun besin kaynaklı hastalıklara yakalandığı rapor edilmekte. Hemen hemen gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde ise bu tablonun çok daha ciddi olduğunu kestirmek güç değil. ABD Hastalık denetim ve Önleme Merkezi'nin (CDC)'nin bildirdiğine nazaran ABD'de yılda ortalama 76 milyon gıda kaynaklı hastalık vakası meydana geliyor. Bu vakalarda ortalama 325 bin kişinin hastanelerde tedavi gördüğü, 5 bin bireyin de yaşamını yitirdiği ifade ediliyor.

Ülkemize bakacak olursak; sağlık Bakanlığı'nın besin işletmeleri ile ilgili olarak yayımladığı rapora nazaran 2003 senesinde su ve gıdalardan bulaşan hastalıklar içinde 30 bin 157 tifo, 23 bin 362 amipli dizanteri, 10 bin 880 hepatit A, 621 bakteriyel dizanteri, 496 paratifo vakası bildirilmiştir. 2004 yılının Ocak-Temmuz döneminde ise 13 bin 847 tifo, 8 bin 220 amipli dizanteri, 2 bin 918 hepatit A, 298 bakteriyel dizanteri, 257 paratifo vakası rapor edilmiş durumdadır.

Besin Güvenliği niçin Önemlidir?

Besin güvenliği hem üreticiyi hem tüketiciyi yakından ilgilendiren ve de etkileyen küresel bir mevzu, daha da ötesinde bir sorundur aslında. Çünkü günümüzde besin kaynaklı hastalıkların birçoğunun besin güvenliğinin sağlanamadığı, uygunsuz şartlarda üretilen ürünlerden kaynaklandığını görmekteyiz.

Tüketici güvenli besin Noktasında Nelere Dikkat Etmelidir?

• Tüketici öncelikle sağlıklı beslenme bilincini göz önünde bulundurarak "güvenilir besin" arayışı ile alışverişe çıkmalıdır.
• Olabildiğince naturel veya fazla katkı içermeyen taze yiyeceklere yönelmelidir.
• güvenilir satış yerlerini ve güvenilir firmaları tercih etmelidir.
• Açıkta satılan, etiketsiz, ruhsatsız ürünlere rağbet etmemelidir.
• Ambalajlı bir ürün de olsa içeriğin, beslenme değerlerinin, katkı maddelerinin, ruhsat zamanı, üretim ve son kullanma tarihlerinin yazılı olup olmadığını denetim etmelidir.
• Etiketi tahrip olmuş, okunmayan ürünleri satın almamalıdır.
• Ambalajın kırılmamış, bozulmamış, bombeleşmemiş (şişkinleşmemiş) olmasına dikkat etmelidir.
• Özellikle meyve ve sebzeleri mevsiminde tüketmeli, suni doğa ortamında yetiştirilen sera ürünlerinden uzak durmalıdır.
• ek olarak besin ürünü ile ilgili yaşanacak herhangi bir sorundan dolayı hak talep edebilmek adına alışveriş sırasında satın alım belgesini (fiş/fatura) almalı ve belli bir süre saklamalıdır.
• Son olarak şunu da ifade edelim ki; tüketici olarak bizlerin şuurlenmeye şiddetle ihtiyacı var. Çünkü tüketicinin bilinçlenmesi demek, rekabet şartlarına gore oluşan piyasaların, üreticiyi "daha sağlıklı ve güvenli besin" üretmeye zorunlu bırakması anlamına gelir!